Fotoğraf Galerisi
Alıntı Yazılar
Hüsnü Mahalli
Erdoğan Sünni âlemin sultanı olmak istiyordu...

Ahmet Hakan
Ahmet Hakan'dan Erdoğan'a zor sorular!

Ceyda KARAN
Kibirli imparatorlara demokrasi dersleri

Alptekin Dursunoğlu
Irak’ın bölünmesi: ABD projesine Türk müteahhitliği

Fehim TAŞTEKİN
Ah Musul sana ne haller oldu!

Soner Yalçın
Erdoğan’ın hastalığı

Banu Avar
Survivor

Kenan Çamurcu
Cenevre 2 Değerlendirmesi

    56- Vakıa Suresi

Tarih : 16.02.2013 07:07:11 | Yorum Sayısı : 0

56- Vakıa Suresi

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman, (1)

Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur. (2)

O aşağılatıcı, yücelticidir. (3)

Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, (4)

Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı, (5)

toz duman halinde dağılıp-savrulduğu, (6)

Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman; (7)

İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene". (8)

"Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme". (9)

Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. (10)

İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. (11)

Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; (12)

Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, (13)

Birazı da sonrakilerden. (14)

'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. (15)

Karşılıklı yaslanmışlardır. (16)

Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır; (17)

Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler, (18)

Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. (19)

Arzulayıp-seçecekleri meyveler, (20)

Canlarının çektiği kuş eti. (21)

Ve iri gözlü huriler, (22)

Sanki saklı inciler gibi; (23)

Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur); (24)

Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma. (25)

Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam." (26)

"Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin." (27)

Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), (28)

Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları, (29)

Yayılıp-uzanmış gölgeler, (30)

Durmaksızın akan su(lar); (31)

Ve (daha) birçok meyveler arasında, (32)

Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler). (33)

Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler). (34)

Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık. (35)

Onları hep bakireler olarak kıldık, (36)

Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt, (37)

"Ashab-ı Yemin" olanlar için. (38)

(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, (39)

Birçoğu da sonrakilerdendir. (40)

"Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal." (41)

Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su, (42)

Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler. (43)

Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim). (44)

Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı. (45)

Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı. (46)

Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?" (47)

"Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?" (48)

De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de." (49)

"Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır." (50)

Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar, (51)

Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. (52)

Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. (53)

Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz. (54)

Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz. (55)

İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir. (56)

Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? (57)

Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? (58)

Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz miyiz? (59)

Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; (60)

(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda. (61)

Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? (62)

Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? (63)

Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? (64)

Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız. (65)

(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık." (66)

"Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık." (67)

Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? (68)

Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? (69)

Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (70)

Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? (71)

Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz? (72)

Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık. (73)

Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et. (74)

Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. (75)

Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir. (76)

Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir. (77)

Saklanmış-korunmuş bir kitapta (yazılı)dır. (78)

Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz. (79)

Alemlerin Rabbinden indirilmedir. (80)

Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz? (81)

Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz? (82)

Hele can boğaza gelip dayandığında, (83)

Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz, (84)

Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. (85)

İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz, (86)

Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize. (87)

Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise, (88)

Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur). (89)

Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise, (90)

Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana. (91)

Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise, (92)

Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır. (93)

Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da. (94)

Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin). (95)

Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et. (96)

 

 



YORUM YAZ
  Yorum
  Güvenlik Kodu

  Menü Panelinden Üye Girişi Yaptıktan Sonra Yorum Ekleyebilirsiniz!!!

Günün Ayeti

 Ey iman edenler,sizden öncekilere

yazıldığı gibi oruç,size de yazıldı.

Umulur ki sakınırsınız.(Oruç) Sayılı günlerdir.

Ramazan ayı... Kur'an onda

indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu

aya şahid olursa artık onu tutsun.

Bakara:183-185

 

 

Anket
Sizce Hz. Ali Ne Zaman ve Nerede Şehit Olmuştur?
  • Hicretin 40. yılında Ramazan Ayının 19. günü Mescitte namaz kılarken şehit olmuştur.
  • Hicretin 40. yılında Ramazan Ayının 19. günü sokakta yürürken şehit olmuştur.
  • Bilmiyorum!
Köşe Yazıları
Özgür ARAPOĞLU
Aleviler Namaz Kılmalı mı? (2)

Zeynel Yıldırım
GEL MAZLUMLARIN SIĞINAĞI!…

Zeynep Aksel
İlahi Aşkın Adı Fatıma

Teoman ŞAHİN
Alevi Aydını Şeriatçı Hz. Ali İle Yüzleşmeldir

Muhammed Ali Arapoğlu
Şeytanın Saptırma Aracı; İçki

Sadık GÖKGÖZ
Adalet ve Bağış

İlhan Bora Serin
Ey Alevi Genci III

Zeynep Sağlam
Küfelilerin İhaneti

Sefer AKKUŞ
Hz. Muhammed ve Hz. Cafer Sadık'ın Kutlu Doğumu

Kamil ÖZDOKUYUCU
Müslüman Toplumlar Niçin Gelişemez (Gelişemiyor) -1